Kepçecik-Yağmur Duası Hüsnü ZÜBER 
Kurak geçen ilkbaharda yağmur yağdırabilmek için çocuklarca yapılan bir törendir. Kepçe, değnek ya da süpürgeye bez sarılıp, kadın şekline sokulup, hep birlikte ezgili bir türkü söyleyerek kapı kapı dolaştırırlar. Ev sahipleri de bunun başına bir tasla su döküp çocuklara yumurta, yağ, şeker veririler. Buna, Anadolu'nun değişik yörelerinde, "kepçecik, kepçelini, kepçe kadın, kepçe gelin, kepçe aşı, çomça gelin, çemçe gelin, çömce gelin, çullu kadın, bebek, gelin bebek, kelebek, adak aşı, yağmur gelin, bodu - dodu - godu - toti, bodi bostan, çalı gezme, babra bubik, publik" gibi adlar verilir. Gaziantep'te, haç şeklinde birbirine bağlanan iki değneğe elbise giydirilir ve buna "Çömçe gelin" denir. Çocuklar, bunun iki kolundan tutup hep bir ağızdan; "Çömçe gelin ne ister, bir kaşıcık su ister Ver Allah'ım ver, yağmuruna seyir - yağmur ile sel Göbekli harman, dertlere derman, hastaya şifa" ezgisini söyler. (Ö.Asım Aksoy - G.Antep) Kars ve Diyarbakır'da iki çocuğun taşıdığı "Kepçe gelin" ya da "Kodu godu" denilen kadın elbisesi giydirilmiş çalı süpürgesi kapı kapı dolaşırken şu tekerleme söylenir; "Kodu godu - Kepçe gelin ne ister, Allah'tan yağmur ister; Teknede hamur, tarlada çamur, Ver Allah'ım ver, bir sulu yağmur" (Fahrettin Kırzioğlu). Binboğa (Kayseri) ve Nurhak Dağları'ndaki (Kahramanmaraş) Yörükler arasında da "Çemçe gelin" duası vardır. Her evden aşurelik buğday, "dövme" toplanıp bununla cami avlusunda pişirilen aşure halka dağıtılır. Bundan sonra da bir kuru kafayı suya batırmak, su kaplumbağasını ağaca asmak ya da yılanı diri diri ateşe atmak gibi inançlarla yağmur yağacağına inanılır. Erzurum yöresinde çocuklar bir değneğe süpürge ya da kepçe bağlar ve bunu bez ile örtüp kadın biçimine sokarlar. Değneğin iki ucundan iki çocuk tutup, kapı kapı gezdirirken şu tekerlemeyi söylerler: "Kepçe kadın gelüptür, dış kapıda duruptur, Sarı ineğin yağını, kara tavuğun yumurtasını, Teknede hamur, kapıda çamur, ver Allah'ım yağmur." Her ev sahibi kepçe kadının ve çocukların başına tasla su döker ve birkaç yumurta, yağ ile daha bazı yiyecekler verip çocukları sevindirir. Böylece yağmur yağacağına inanılır (Abdulkadir İnan - Pasinler, Erzurum). Çamlıhemşin (Rize) yöresinde: "Publik, publik yağ isteriz, Allahtan yağmur isteriz, Verenler cennet kuşudur, Vermeyenler cehennem kütüğü - Vermeyenlerin kör, topal kızı olsun" şeklinde söylenir. Mersin ve Mut’ta da büyük bir ağaç kepçe ya da yayık tokmağına ağaçtan bir kol yapıp elbise giydirerek akşam güneş battıktan sonra yine çocuklarca şu tekerlemeler söylenerek kapı kapı dolaştırılır. Mersin'in Kuzucubenlen köyü ile Mut ilçesi Kumaçukuru ve Göksu beldesinin Köprübaşı mahallesinde: "Dodu dodu neden oldu, Bir kaşıcak sudan oldu; Verin Dodunun hakkını Gitsin bakını bakını. Gökten rahmet, yerden bereket Diyelim bir Allah Allah..." Mut ilçesi Çömelek köyünde yayık tokmağı ya da kepçe gelin başı şeklinde süsülenerek: "Yağmur gelin yağ ister, Kaşşık kaşşık bal ister; Göbeklice harman ister, Ayacığım çamur ister Ver Allah'ım ver, sulu sulu yağmur" tekerlemesi söylenir. Erdemli ilçesine bağlı Tömük kasabasında ise yetişkin bir kişiye eski giysiler giydirilip bu törede "Bodi bodi" adı verilmekte ve: "Bodi bodi nerden aldı, Bir kaşıcık sudan aldı, Verin bodinin hakkını Gitsin bakını bakını Çor çor çomçacı Çomçacıya ne gerek Bir kaşık ayran gerek Göğden rahmet, Yerden bereket Diyelim bir Allah, Allah" denilmektedir. Adana yöresinde (Ahmet Abasıkeleş - Adana) "Toti toti ne ister Yağ olmazsa bal ister Yağ yağ yağmur, tarlada çamur Ver Allah'ım ver, bize bol yağmur" denilmektedir. Çankırı yöresinde bu törenler "Çullu kadın" adıyla yapılır (Abdulkadir İnan - Çankırılı Muharrem Efendi'den). Başka yörelerde de "Adak aşık, Babra bubik, Bebek - Gelin bebek, Bodi bostan, Çalı gezme, Kelebek, Kepçebaşı, Kepçecik" adlarıyla: "Babra bubik nester(ne ister), Kaşık kaşık yağ ister; Foldan (folluktan) yumurta ister, Tekneden kaymağ (kaymak) ister" gibi tekerlemeler söylenir. Bulgaristan'ın Kavaklık köyünde de küçük kızlar tarafından oynanan bir "Kelebek oyunu" vardır ki, bu da kuraklıkta yağmur yağması için yapılır. İlk doğan bir kız çocuğunu mürver ve söğüt dallarıyla süslerler, yeşil dallarla bezenmiş bir küçük kova ile tahta bir kepçeyi eline verirler. Arkasına sıralanan öteki kız çocuklar şu türküyü söylerler; "Kepçe kadın yağ ister, Kepçe kadın su ister Kepçe kadın süt ister Kepçe kadın yağmur ister." Kepçe kadın, kepçeyle alnına üç kez vurduktan sonra bir kepçe suyu başından aşağı döker. Ev sahipleri kelebeğe ve öteki küçük kızlara su serper, onlara un, tereyağı, yumurta, şeker gibi şeyler verir. Kimi kadınlar yufka açar, pide pişirir. Tören alayı böylece bütün köyü gezip dolaşır. Sonunda kızlar mezarlıkları üç kez dolaşır, üç mezar ile üç su kuyusuna su serper ve evlerine dönerler. Tüm bu oyunların yağmur getireceğine inanır. Kaşığın babası Hüsnü Züber’e, kültür-sanat ortamında “Kaşığın Babası” deniliyor. Sanatçı, bugüne değin birçok sanat dergisi ve şiir kitabına kapak ve iç desenler yaptı. Derlediği Türk Süsleme Sanatı adlı kitap, 1971–1972 yıllarında Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları arasında iki kez yayınlandı. Bunun yanı sıra 1956 yılından bu yana ülkemizdeki modern akıma da kendini uyduran Züber’in grafik çalışmalarında yalınlığa kaçarken anlam kazanan elipsleri, onun kişiliği oldu ve yine Anadolu insanının ezgisini verdi, bunları da 17 kez sergiledi. Grafiklerinin bir kısmını İnsancıl Çizgiler adı altında 1991 yılında Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Almanca olmak üzere dört dilde yayınlandı. Züber, emekli Harita Mühendisi Yarbay olarak 1971 yılında kendi isteği ile ordudan ayrıldı. Hüsnü Züber, Türkiye’de Folklor Oskarı niteliği taşıyan İhsan Hınçer Türk Folkloruna Hizmet Ödülü–1994 ile ödüllendirilmiş olup, yapıtlarını 1992 yılından bu yana Muradiye semtindeki Hüsnü Züber Evi-Yaşayan Müze’de sunuyor.
|