Kızıklar 700 yıl sonra kültür ve ekonomi fethine hazırlanıyor Röportaj: Türkan GENÇ Kentimizin hemen yanı başındaki Kızık köyleri, Bursa’yla iç içe, görkemli doğası, kültürü ve tarihiyle herkesi kendisine çekiyor. Kabul etmeliyiz ki, aralarından birisi, Cumalıkızık öne çıkarılırken, diğerleri adeta görmezden geliniyor. Oysa hepsi gerçek anlamda muhteşem bir kültür birikimini barındırıyor içlerinde. Değerlerini korumak ve bölgelerine sahip çıkmak amacıyla geçen yıl Tarihi Bursa Kızıklar Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği kuruldu. Geç kalmış gibi görünseler de, açığı kapatmaya kararlılar. Güç birliği yaptılar, çünkü onlar bu toprakların gerçek sahipleri. Cumalıkızık’ı örnek alıp, hepsini kapsayan gelişim projeleri üretiyorlar. 
Başkan Ertuğrul Sünel (Fidyekızık), Başkan Yardımcısı Ahmet Kuş (Cumalıkızık), Yönetim Kurulu Üyeleri: Feridun Çakır (Hamamlıkızık), Cemal Karaca (Derekızık), Arif Eker (Değirmenlikızık) ve İzzet Güngör (Derekızık) projeleri, hedefleri ve kültürlerine ilişkin keyifli bir söyleşi yaptık. Buyrun okuyun, Kızıkları daha yakından tanıyın. Dernek kurmaya nasıl karar verdiniz? Ahmet KUŞ-Öncellikle kooperatiflerimiz bu işe vesile oldu. Biz her ahududu mevsiminde diğer köylerle beraber pazarlama ile ilgili strateji belirliyorduk. O arada kooperatifleri birleştirelim dedik olmadı. Sonra bu konu çıktı meydana. Bizim 700 yıllık bir geçmişimiz var. Kardeşiz, içiçeyiz. Biz buranın asli unsurlarıyız. Osmanlı’yı kuran biziz. 700 yıl sonra biz de bir fethe başlayalım dedik. Ama bizim fethimiz bambaşka, kültürel ve ekonomik açıdan. Uludağ’ın eteklerinde 700 yıllık kopukluğu önlemek için yola çıktık. Amaç nedir, ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? Ahmet KUŞ-Her köyün bir sembolü var. Hamamlıkızık’ta kiraz, Derekızık’ta çilek, Cumalıkızık’ta kestane, ahududu. Bunun yanında bir de bizim geçmişimizle ilgili büyüklerimiz var. Ermişler var. Cumalıkızık’ta Sal Dede, Fidyekızık’ta Kaplangazi var. Aşağı yukarı hepsi aynı dönemlerde gelmiş öncüler. Onlarla ilgili de çalışmalar yapıyoruz. Derekızık’ta vakfiye şartları var. Herkes kestaneyle uğraştığı için kestane bitiminde, büyük ağaçtır, dokuyucular düşüyormuş, ölenler oluyormuş. Kazasız, belasız atlattık diye köylüye, işçiye yemek verilirmiş dualarla. Oradan gelme bir pilav günü var. İki yıldır Sal Dede yapılıyor. Ahududu şenliği var. Haziran ayı içinde. Daha önce Büyükşehir Belediyesi, Yıldırım Belediyesi, Yerel Gündem 21 üçü ortaklaşa yapıyordu. 4 yıldır da sadece Yıldırım Belediyesi ve Cumalıkızık olarak yaptık. İlk defa bir dernek adına 5 Kızık bir futbol turnuvası düzenledik. Gençlerimiz, yaşlılarımız, bütün köy çok güzel kaynaştık. Sürekli olmasını temenni ediyoruz. Amacımız, bir araya gelip, kaybolmuş değerlerimizi ortaya çıkartıp, geçmişimizi tanımak ve geleceğe iyi gözlerle bakmak. Birçok değerimiz kayboldu. Biliyorsunuz, Bursa göç olan bir il. Her geçen gün büyüyor ve Kızıkları da beraberinde yutarak gidiyor. Hiç olmazsa geçmişimize, kültürümüze sahip çıkalım. Kimsenin malında, mülkünde gözümüz yok. Geçmişimizi yaşatalım, varlığımızı bilelim diye kurduk biz bu derneği. “ETRAFIMIZ KUŞATILDI” Kızıkların ortak kültürel özellikleri neler? 
Ertuğrul SÜNEL-Biz gözleri tok insanlarız. Biraz da o yüzden bu haldeyiz. Araziler belediyeye verildi, hiç kimse kalkıp ‘bir karış benim yerim’ diye tenezzül etmedi. En büyük sıkıntımız, kuşatıldı etrafımız. Mesela bizim Taşlıklar mevkii var, ‘gelin dağıtıyoruz, sizin olsun’ dediler. Biz de bizim malımız, mülkümüz var, kendimizin olmayan bir yeri niye alalım dedik ve kimse almadı. Ama maalesef sağdan soldan gelenler kuşattı. Muhlis insanlarız. Misafirperverliğimizle de isim yapmış insanlarız. Osmanlı torunuyuz. Bizde bütün bireyler, Uludağ’daki ağaçları orman muhafaza memuru gibi korur ve ikaz ederler. Allah’a şükür yemyeşil. Doğalgaza geçmenin de etkisi var tabi bunda. Geleneksel özellikleriniz de neler var yaşattığınız? İzzet GÜNGÖR-Birçok değerimizi kaybettik. Mehmet ağabeyimiz var, kendisi kılıç kalkan etkinliklerinde oynamış. Spor ve eğitimle ilgili aynıları bizde de varmış. Zeybek gibi. Bundan sonraki zamanlarda gençlerimize bunları öğretip, eskisi gibi oynarız. Bizde halen Derekızık’taki köprümüzde gelin geldiğinde gençler gelini alırlar. Halay halinde eve kadar götürürler. Herkesin geleneksel bir şeyi var. Mesela Hamamlıkızık her sene hıdrellez kutluyor. Derekızık’ta da vardı. Ama ‘bayram yeri’ dediğimiz yerimizi kaybedince olmadı. Bunu yeniden canlandırabiliriz, güzel, uygun bir yerimiz olduğunda. Başka neler devam ediyor, gelenek göreneklerden? Arif EKER-20-25 yıl evvel bizim düğünlerimizde atın üzerinde cibinliklerle gezdirilirdi gelinler. Mesela Değirmenlikızık dedeye giderdik hep, şelalede çadırlar kurulurdu, bütün köylüler oraya gelirdi. Belediyelere girince işler değişti. Çağlayan bölgesi var mesela, Akçağlayan. Evler yapıldı. Tamam yapılsın ama, Bursa’da ev ihtiyacı pek yok, o bölge kamuya ait bir şekilde değerlendirilebilirdi. Yeşillikler katlediliyor. Hiçbir sivil toplum kuruluşu ses çıkarmıyor. Kimler üye olabiliyor derneğinize? Ertuğrul SÜNEL-Bizde şu zihniyet var. Dernek kuruldu, ‘gelir misin, üye olur musun’ diyoruz. Diyor ki, ‘dernek bana ne verecek’. Kimi insanlarda bu var. Yerli ya da dışardan gelmiş diye ayırmamak lazım. Bizim için Bursalı kimdir, Bursa’ya hizmet eden insandır. Ama bizim de Bursalı olarak sahip çıkmamız lazım. Bir Kızıklar Derneği dediğiniz zaman, farklı gözle bakılıyorsunuz. 20 yıllık Dağder var mesela, fikir alışverişi içindeyiz. Üyelik kabul ediyoruz ama kütüğü Kızık olacak. Türkiye çapında da Kızık isimli yerleşim yerleri çok. Bu anlamda mailler geliyor bize. İleride bir federasyon kurulabilir tabi. Bununla ilgili çalışmalar var. Hatta bizi Yerel Gündem 21 Genel Sekreteri Tahsin Bulut, Kent Konseyi’ne aldı. “İPEK YOLU’NU CANLANDIRMAK İSTİYORUZ” Projelerinizi öğrenebilir miyiz? Ertuğrul SÜNEL-Dağ projemiz, köyleri birleştirme projesi var. Belediyenin çalıştayına projeyi sunacağız inşallah. Her köyün üzerine bir konaklama merkezi düşünüyoruz. Tabi bu 3-5 yılda olmayabilir. Yol için ağaçları kullandırmayacağız. Bir örneği de Türkmenistan’da varmış. Yolu da sağlık parkuru olarak kullanılacak. Proje fikir aşamasında. Cazibe merkezi ile bağlantılı faaliyete geçtiği zaman Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin’e açacağız bu konuyu. Suyla ilgili bir etkinlik yapmak istiyoruz. Ama muhteviyat olarak biraz birikim olmalı. Suyun hem çevre hem de manevi yönden bilimsel bir sempozyumunu istiyoruz.
Kestane projesi devam ediyor. Kuruyan değerlerimizi kazandırma projesi. Bildiğiniz gibi, geçen yıl 3 gün sempozyum oldu. Yurtdışından gelen uzmanlar sempozyuma katıldı, güzel bir çalışma oldu. Daha önce başlamıştı inşallah muvaffak olacağız. Biz belki sonucu göremeyeceğiz, ama torunlarımıza miras bırakacağız. Uzun vadeli bir proje bu.
Ayrıca İpek Yolu’nu, Baharat Yolu’nu geliştirmek istiyoruz. Eski kaynaklardan öğrendiğimize göre, bu yolda Kızıkların en büyük geçim kaynağı kestane ve kestane balı, ipek ve meyvecilikmiş. “KESTANE ÜRETİMİ 3 BİN TONDAN 100 TONA İNDİ!” Öncelikli projeniz hangisi? 
Ertuğrul SÜNEL-Kestane projesine öncelik veriyoruz. Çünkü ekonomik yönden ilgilendiren bir durum. Kestane yaklaşık 40 yıl önce Kızıkların başlıca gelir kaynağıydı. Kayıtlarda yılda 3 bin ton kestane üretimi var. Şu an 100 tona indi. Eski değerleri tekrar yakalamak istiyoruz. 125 ton kestane yapan haneler varmış. Amansız hastalık götürdü, kuruttu ağaçları. Tedavisinin mümkün olduğunu öğrendik hocalardan. Tedavi, ıslah yeniden yetiştirmek uzun yıllar alacak, ama önemli olan başlamak. İnşallah devamı gelir. 400-500 dönüm yeni bahçe yapacağız, Kızıkları yeniden canlandırmak için. “ORMAN BÖLGE’NİN DAHA FAZLA DESTEĞİNİ BEKLİYORUZ” Kestane projesinden beklentiniz nedir? Ertuğrul SÜNEL-Kestaneler kuruyunca, alanlarda boşluk oldu. Bu alanlar şu anda sahipsiz gibi görünse de kestane üretiminin artmasıyla büyük bir hazine olacak. Bu kestane alanlarının proje kapsamında tekrar eskiden olduğu gibi, tapulu arazimiz olduğundan bu kestane ve ormanları koruyorduk. Orman Bölge Müdürlüğü’nün bu statüyü idari ve hukuki yönden çözüme ulaştırması gerekiyor. 5 ila 10 yıl sonra üretim neticesinde kestane üretimi, bugünkü değerle 5-6 trilyon gelir elde edeceğiz. Bunun yanında alternatif olarak kestane balı üretimi de gerçekleşecek. Ayrıca ekolojik denge sağlanmış olacak. 6- ila 7 bin dönüm alan, kestane üretim bölgesi olacak. Tekrar 40 yıl önce olduğu gibi, 3 bin, 4 bin tonluk üretim rekoltesini yakalamak istiyoruz. Projenin içinde; Büyükşehir Belediyesi Yerel Gündem 21, Tarım İl Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, U.Ü. Ziraat Fakültesi, sponsor olarak Kafkas yer almaktadır. Ortak bir şenlik düzenlemeyi düşünüyor musunuz? Ertuğrul SÜNEL-Evet. Nisan ayında şenlik düşünüyoruz. Derekızık ya da Hamamlıkızık’ta olabilir. Derekızık hala köy özelliğini koruyor. Manevi şahıslar adına da şenlik yapılabilir. Mesela Kaplangazi için bir arkadaşımız ‘sponsor olurum’ diyor. 10 proje üretmektense, 3 proje üretip yapılabilmesi çok önemli. 
“ULUDAĞ’DA YİYİP İÇİYORLAR, PİSLİĞİNİ BİZ ÇEKİYORUZ” Bölgenizin ortak sıkıntısı nedir? Ertuğrul SÜNEL-Bursa su şehri. Bizim en büyük sıkıntımız, suyun kirliliği. Zamanında su yüzünden kavgalar bile olmuş. Biz geçen yıl tespit ettirdik, Uludağ’daki otellerin atık sularındaki kolibasili yüzde 2500 oranında. 200 ton ahududu üretiyorduk, şimdi 25 ton ahududu var. Sezon başlasın, Balıklı dere köpürüyor pislikten. Yukarda yiyip içiyorlar, pisliğini biz çekiyoruz. Bütün ürünlerimiz kurudu. Şimdi kestane yetiştireceğiz, 2500 kolibasilide fidanlar ne olur, onu düşünüyoruz. Sulama projenizden bahseder misiniz? Ertuğrul SÜNEL-Dağlar sulama projesi yapacağız. Devlet bu projeye katkı payı veriyor. Önce suyun temizlenmesi lazım. Buski’nin böyle bir projesi var, şu anda bütün atık suları ana artere almayı düşünüyor. Bu anlamda medyaya da çok önemli görev düşüyor. Şu anda Kaplıkaya suyu 1992’ye kadar içiyordu. Balıklı derede balıklar gitti. Köylerin malları mülkleri kurudu. Balıklı ve Kaplıkaya suyu kötü. Biz turizm alanında bir şeyler yapmak istiyoruz, ama nasıl olacak? Yıldırım Belediyesi cazibe merkezi yapıyor, güzel bir şey ama, suyu nereden bulacak? Temiz su olmadan ne balık tutabiliriz ne de orada etkinlik yapabiliriz. Bunlar devlet için büyük problem değil, ama niye çözülmüyor anlamadık. 40 trilyon para ayrıldığı söylendi, ancak henüz hiçbir şey yapılmış değil. Artık sadece Kızıklar olarak görmemek lazım bu konuyu. Diğer hemşehri derneklerinden ayrıldığınız noktalar neler? Hemşehri dernekleri, genelde göç edenlerden oluşuyor. Ama biz onlardan ayrılmak istiyoruz. Biz var olan değerlerimizi korumak istiyoruz. Hemşehrilik anlamında değil. Biz zaten bir aradayız, beraberiz. Biz şehrimize ve bölgemize sahip çıkmak istiyoruz. www.kiziklar.org Yönetim Kurulu Başkan Ertuğrul Sünel (Fidyekızık), Başkan Yardımcısı Ahmet Kuş (Cumalıkızık), Genel Sekreter İzzet Güngör (Derekızık), Sayman Feridun Çakır (Hamamlıkızık) ve Üyeler Cemal Karaca (Derekızık), Arif Eker (Değirmenlikızık), Yücel Erler (Fidyekızık), Mehmet Kesici (Değirmenlikızık), Turgut Ferik (Cumalıkızık), İsmail Güder (Hamamlıkızık), İlyas Akgün (Hamamlıkızık).
|