
OĞUZ TÜRKLERİNİN KIZIK BOYU VE BURSA'DAKİ KIZIKLAR Hüseyin GENÇ-Araştırmacı Yazar Türk ulusunu oluşturan temel topluluklardandır. Kartık diye de bilinen 24 Oğuz boyundan biridir. Yıldız Han Oğulları’na bağlanır. Ongunu (totem) kutsal saydıkları tavşancıldır. (Bozkır kartalı) Oğuz Boyları hakkında yazılan kitaplarda bunlarla ilgili çok değişik bilgiler vardır. Bu eserlerin arasında Yazıcıoğlu' nun Selçukname (Tarih-i Al-i Selçuk), Reşidüddin'in "Cami'üt Tevarih"ini sayabiliriz. Cumhuriyet dönemi yazarlarından da Prof. Dr. Faruk Sümer’in Oğuzlar/Türkmenler, Cevdet Türkay’ın Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşiret ve Cemaatler adlı yapıtları bu konudaki kaynak eserlerdir. Bütün Oğuz Boyları gibi, Kızık Boyu’na mensup Türkmen göçerleri de, XI. yy. sonlarında Selçuklularla beraber, XIII. yy. başlarında da Moğol saldırılarından kaçarak İran üzerinden Anadolu'ya Suriye'ye gelmişler ve kendilerine uygun gördükleri yerleri yurt tutmuşlardır. Adlarının anlamı “kahraman” demektir. Öteki Türkmen Boyları gibi bunlar da Anadolu'nun Türkleşmesinde önemli roller oynamışlardır. Osmanlıların vergilendirme ile ilgili tahrir defterlerinde ve Türkmenlerle ilgili birkaç değişik kaynakta Kızık Boyu adına rastlanır. Örneğin; XVI. yy. da Halep Türkmenleri arasında bir Kızık Boyu oymağının da yer aldığını o döneme ait kayıtlardan anlıyoruz. Kanuni zamanında 2 kola ayrılan bu oymağın büyük çoğunluğunun XVII. yy. da Antep civarında konakladığı görülür. Bunlara 'Oturak Kızıklar' denmiştir. 'Oturak Kızıklar' padişah Deli İbrahim zamanında (1640-1648) Antep ve çevresindeki köylerde yerleşik bir yaşam sürüyorlardı. Yerleşik düzene geçmeyip de, buralarda kışlayan konar-göçer Kızıklar da vardı. Oturakların ve diğer göçer Kızıkların 1690'da Avusturya Seferi için, çağrıldıkları Osmanlı kayıtlarına girmiştir. XVI. yy' da Halep Türkmenleri arasındakilerin dışında, bir başka Kızık topluluğu da Şam çevresinde bulunuyordu. XVII. yy' a ait bir belgenin incelenmesinden, bu yüzyıl içinde bir grup Kızık topluluğunun Orta Anadolu'ya gittiği ve oralara yerleştiği anlaşılmıştır! XVI. yy. Osmanlı tahrir defterinin incelenmesinden, Kızık diye anılan 28 yer adı tespit edilmiştir. Bunlardan 5'inin Ankara'nın Çubuk ve Ayaş ilçeleri sınırları içinde bulunması, Kızık Boyu’nun buralara da yerleştiğinin bir işareti olsa gerektir. Kızık adı taşıyan yerleşim yerlerinin sayısı, bazı nedenlerden dolayı bugün için 21’e inmiştir. Bunlardan sonu Kızık’la biten 5’i Bursa’ dadır (Yıldırım İlçesi.) Tokat’ın Kızık adlı bir köyünde öğretmenlik yapan M. Selami Akdeniz, Kızıkların sağlam yapılı ve çok çalışkan olduklarını söylemiştir. Yukarıda yazılanlar dışında günümüzde Gaziantep (Merkez), Kahramanmaraş (Pazarcık-Andırın), Malatya (Arguvan), Tunceli (Ovacık), Kayseri (Merkez-Develi), Sivas (Zara), Ankara (Kızılcahamam-Çubuk), Çorum (Alaca), Amasya (Gümüşhacıköy), Tokat (Merkez), Karaman (Merkez), Afyonkarahisar (Sandıklı), Kütahya (Merkez-Emet), Bolu (Seben), Balıkesir (Manyas) gibi illerimizde de Kızık adlı köyler bulunmaktadır. 
BURSA’DAKİ KIZIKLAR Kızık adlı köylerin, Oğuzların aynı adı taşıyan boyu tarafından kurulmuş olduğu kabul edilir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Bursa Halkevi’nin yaptığı bir çalışmada ifade edildiğine göre; dağ yamaçları arasında (vadi içinde) kuruldukları ve bu buralarda kısılıp kaldıkları için bu adı almışlardır denmektedir. Kanımca bu doğru bir sav değildir. O zaman düzde kurulmuş olanları nasıl açıklayacağız? Bursa’nın Osmanlılar tarafından fethi ile Kızıkların bu yöreye yerleşmeleri aynı döneme rastlar. Horasan’dan gelen dervişler de buralara yerleşmişlerdir. Eskiden Bursa’nın doğusunda (Uludağ çevresi) Kızık adlı birçok köy bulunuyordu. 1685 tarihli ve Es Seyit el Mehmet imzalı bir Kadı Sicili’nde Cumalıkızık’tan söz edilir. Aslında Kadı sicillerinde 10’dan fazla Kızık adında köyden bahsedilir. Bugün bunlardan Derekızık, Hamamlıkızık, Cumalıkızk, Fidyekızık ve Değirmenlikızık köyleri kalmıştır. Bursa’daki Kızıklarla ilgili olarak yıllardır birçok söylence anlatılagelmiştir. Haklarında pek çok inceleme ve araştırma yapılmıştır. Yerel gazete ve dergilerde sık sık yazılar yayınlanmıştır. Bu çalışmada bunların tamamını bir güldeste gibi sizlere sunuyouz. Bursa’nın Kızık adlı köyleri 700 yıllık bir efsanedir. Bunlar Uludağ’ın boynuna asılmış beşibiryerdeler gibi durmaktadır. Bunlar Osmanlı’nın, Türk’ün Anadolu’daki damgaları, mühürleridir. 
BURSA'DAKİ 'KIZIK' ADLI KÖYLERİN KURULUŞ SÖYLENCELERİ Osman Gazi zamanında Tokat taraflarından gelerek, Bursa çevresine yerleşmek isteyen Kızık Boyu mensuplarına, Karakeçililer engel olmak ister. Bunun üzerine Osman Gazi Karakeçililerden 7 güzel kızı, Kızıklardan 7 delikanlıyla evlendirir. Aralarında bir akrabalık kurularak barış sağlanır. Bu yedi ailenin her biri bir yere yerleştirilir. Zamanla bunlardan 7 köy oluşur. İşte 7 Kızık köyü bu şekilde ortaya çıkar. Bazı kaynaklarda Kızıkların Ertuğrul Gazi zamanında Bursa yöresine gelip yerleştikleri anlatılır. Ancak bu görüş gerçeklere ve mantığa aykırı gibi görünüyor. Şöyle ki: Ertuğrul Gazi zamanında bugünkü Kızık köylerinin bulunduğu alanlar Bizanslıların kontrolündeydi. Yöre Kestel Tekfuru’nun yönetimi altındaydı. O nedenle oraya gelip yerleşmeleri uzak bir ihtimal. Ancak Ertuğrul Gazi zamanında başka bir yerde evlenip de sonradan buraya gelmiş olmaları olasılığı da akla geliyor. Bursa’nın doğusunda Uludağ’ın kuzeye bakan yamaçlarında birkaç km. arayla sıralanan bu köylerin en doğuda olanı bugün Kestel sınırları içinde kalan Derekızık’tır. Dere kenarında kurulduğu için bu adı almıştır. Kimin kurduğu belli değildir. Bunun yakınında Hamlı Bey tarafından kurulduğu belirtilen Hamamlıkızık, sonra Cumali Bey tarafından kurulmuş olduğu söylenen Cumalıkızık, Fethi Bey tarafından kurulan Fethiye/Fidyekızık ve en batıda Bursa’ya en yakın olan Değirmenlikızık köyü (bugün mahalle) Değirmeni olduğu için bu adı almıştır. Buranın kimin tarafından kurulduğu belli değildir. Dal Bey tarafından kurulduğu söylenen Dallıkızık ile Bayındır Bey tarafından kurulmuş olduğuna dair söylentiler olan Bayındırkızık köylerinin bugün yerleri tam olarak belli değildir. Yalnız aynı bölgede yer aldıkları kesin. Tam yerleri konusunda çeşitli görüşler vardır. Bir başka rivayete göre ise; Hamamlıkızık adının bu köyde hamam bulunmasından, Cumalıkızık adının, çevre köylülerin buradaki camide Cuma namazı kılmalarından, Fidyekızık adının tutsaklardan fidye almalarından, Bayındırkızık adının bu köyün güzel ve bakımlı olmasından, Dallıkızık adının ise bu köyün çok sık ağaçlar içinde kurulmuş olmasından geldiği anlatılır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Derekızık ve Değirmenlikızık köylerinin adlarının nereden geldiği zaten adlarından belli! Yalnız kimler tarafından kurulduğu belli değil. Bu husus söylencelerde yer almaz. Bu köyler Osmanlı’nın kuruluş yıllarından beri, yaklaşık 700 yıldır buradadır. Bir rivayete göre bu köyleri kuranlar 7 kardeştir. Başta da söylediğimiz gibi kadı sicillerinde, 10 kadar (Kızıkşıhlar, Kiremitçikızık, Ortakızık gibi…) Kızık adlı köy geçer. Bugün bu köylerin beşini biliyoruz. Diğerleri çeşitli nedenlerle ortadan kalkmıştır. Bursa ve çevresinde Kızık Boyu ile ilgili bir damgaya veya işarete rastlayamadık. Boyun diğer bir adının da Kazıklı olduğunu söyleyen yazarlar vardır. Bursa’da Gürsu ilçesine bağlı Kazıklı adında bir köy bulunmaktadır. Bunlarla bir ilgilerinin olup olmadığı bilinmiyor. 1306 Tekfurlar Savaşı ile 1326 Bursa’nın fethi arasındaki 20 yıllık süre içinde Bursa ve çevresi Osmanlı egemenliği altına girmiştir. Bursa’daki Kızık köylerinin halkının o yıllarda bu topraklara yerleşmiş olma olasılığı yüksektir. Bu konuda anlatılanlar ve bazı belgeler de bu görüşümüze uyuyor. Bursa’nın Kızık adlı köyleri geçmişle gelecek arasında bir köprü gibidir.
KAYNAKÇA HAKKINDA BİLGİ Bursa’daki Kızıklarla ilgili bölümün hazırlanmasında, tarihçi araştırmacı yazar Raif Kaplanoğlu’nun 'Bursa Yer Adları Ansiklopedisi', Niyazi Kurt’un Bursa Defteri Dergisi’nin 2004 yılı 24. sayısındaki Fidyekızık Mahallesi, aynı derginin 2001 Mart sayısındaki Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu’nun Bursa Kızık Köylerinin Tarihsel Kökeni, ayrıca Bursa Araştırmaları Dergisi’nin Ağustos 2004 sayısındaki Mine Akkuş’un Cumalıkızık adlı yazılarıyla, Prof. Dr. Mefail Hızlı’nın çalışmalarından yararlanılmıştır.
|